Elazığ Yerel Sözlüğü

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Elazığ Yerel Sözlüğü

Mesaj  KARAHAN Bir Cuma Ağus. 10, 2007 8:30 pm

Anıkom: Annem
Ayancah: Merdiven
Ayınmah: Uyanmak, kendine gelmek.Farketmek,sezmek. Bir zarara uğrayacağını anlayıp önlemek
Baboş: Yiğit, delikanlı,çocuk ve gençlere sevgi ifade eden hitap.
Basduh: Pestil, Üzüm yada Dut şırasından yapılır. Erik ezmesindende yapıldığı olur. Bağ-nişe-erük basduğu gibi isimlere ayrılır.
Bıldır: Geçen Yıl.
Bibi: Hala
Cısdıbıldah: Çırıl çıplak.
Cıncıh : Temiz, çok temiz.
Çağa: Çocuk.
Çağam: Yavrum, çocuğum.
Çüt: Çift, iki kişi beraber.
Densüz: Akınsız, izansız, münasebetsiz.
Devresü: Ertesi.
Diyesin: Acaba.
Diyeze/Eze: Teyze.
Dönbek: Darbuka
Dutunu: Dut'un çukur taş içinde dövülüp un haline getirilmiş hali.
Enselemek: Kovalamak.
Erçel: Yaramaz, huysuz çocuk.
Erişte: Makarna gibi kesilip, çorbası yapılan kurutulmuş hamur.
Eşgere: Aşikar, açık.
Evermek: Evlendirmek.
Eyreti: İyreti, emanet.
Farşımalamat: Gizli yapılan bir işin açığa çıkması. Rezil olmak.
Gakgo: Ağabey, büyük kardeş.
Gakgoş: Abi, kardeş anlamında hitap.
Garnağıssi: Karın ağrısı (Beddua)
Garış: Beddu'a. Garış vermek: Beddu'a etmek.
Gaynata: Kayın baba, kayın peder.
Gıggılik: Tepe, zirve, en uç yükseklik.
Gırnata: Kılarnet.
Gişi: Koca, eş.
Gurabiye: Bisküvi, kuru pasta. Gurabiye çocuğu: Kibar, nazik.
Gurut: Suyu süzülmüş yoğurtun kurutulmasıyla yapılan bir yemek malzemesi.
Güvegi: Damat.
Gövüllenmek: Sevdalanmak.
Hımik: Burnundan, genizden konuşan.
Hıllike: Giyimine özen göstermeyen.
Horata: Laf söz..
Horata etmek: Laflamak.
İsot: Biber
İtürmüşüm: Unutmuşum.
Kırtik: 1- Pek az, azıcık. 2- Kullanılmakla az bir parça kalmış sabun. (Bir kırtik kalmış)
Kortik: Çukur.
Gumbik: Küçük tümsek.
Küvre: Sünnet olan çocuğu kucalayan.
Loğ: Dam toprağını şıkıştırmakta kullanılan taş silindir.
Makaraları koyvermek: Topluca gülmek.
Mahna: Bahane.
Mezre/Mezire: Mezra, Şehir Harput'ta iken şimdiki Elazığ'ın yerinin adı. Yakın zamana kadar, Harputlular ve çevre köylüler Elazığ'a mezre veya Mezzire derlerdi.
Mıkayyet olmak: Sahip çıkmak, sahip olmak.
Mıhaşer/Mıkaşer: Kabuğu çıkarılmış ve iki parçaya ayrılmış kara nohut. Erişte çorbasına konulur.
Mozik: Topaç.
Orcik: Cevzili sucuk. Üzüm şırasından yapılan bulamaca, ipe dizilmiş ceviz badem içi dizisi birkaç defa batırılıp kurutularak yapılır.
Örken : Kalın ip halat.
Ösgemek: Özlemek
Pırçikli: Havuç.
Pirpirim: 1- Semizotu. 2- Çok yaşlı yada düşkün kişi.
Sufat: Surat, sima.
Sitil: Bakraç, kova.
Şeve: Camdan yapılmış bilezik.
Şeve gırmah: Hareketli, edalı ve işveli bir şekilde oyun oynamak.
Şılombu patlatmak: Gaz yapmak, osurmak, yellenmek.
Taka: Duvarda yapılmış kapaksız küçük dolap.
Tavlanmah: Şişmanlamak.
Tavlu: Şişman.
Tevekkeli: Akılsız, saf, sehlük.
Tump: İki tarla arasındaki sınır belirleyen toprak yükseklik
Tosbağa: Kamlunbağa.
Usulcanah: Yavaşca, sessizce.
Utmah: Oyunda yada kumarda kazanmak.
Utuzmah: Oyunda yada kumarda kaybetmek.
Ürkütmek: 1-Hayvanı korkutup kaçırmak. 2-Çalmak aşırmak.
Üsgüre: Derin çorba kasesi.
Yatsı Mehli: Yatsı namazı vakti.
Yalavuz: Yalnız
Yarennik: Şaka.
Yarennik etmek: Şakalaşmak.
Zokah/Zuvah: Sokak.
Zurba: Kuş sürüsü Sürü. Kalabalık

_________________

KARAHAN
Moderatör
Moderatör

Mesaj Sayısı : 767
Kayıt tarihi : 03/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz