birazda gülümseyelim

1 sayfadaki 3 sayfası 1, 2, 3  Sonraki

Aşağa gitmek

birazda gülümseyelim

Mesaj  Admin Bir Paz Tem. 01, 2007 8:53 pm

Hekim sikayeti dinledikten sonra kiza donmus:

- Soyunun, demis...

- Fakat doktor, demis kiz, hasta olan ben degilim, annem...

Doktor anneye donmus:

- Dilinizi cikarin bakayim hanimefendi...


***************


98 dünyakupasını FRANSA milli takımının kanzandığını gören Fatih Terim hemen ilk uçakla fransaya fransanın hocasından taktik almaya gider.Fatih hoca,fransanın hocasına

"ya hocam sız nasıl şampiyon oldunuz özel bir yöntem mi kullanıyosunuz" der. Bunun üzerine fransa milli takımını hocası

"Yo hayır.Ben sadece futbolcularıma zeka testi uyguluyorum.Bakın" der ve Fransa milli takımında forma giyen Zidane ı yanına çağırır ve şöyle der "Zidane senin ananın babanın çocuğu ama kardeşin değil, kim bu?" der.

Zidane da "Benim, hocam"der.

Fatih Terim de aynı şeyi kendi futbolcularında uygalaya karar verir ve Istanbula geri dönüp Hakan Şükürü yanına çağırır ve

"Hakan senin ananın babanın oğlu ama kardeşin değil,kim bu?" der, Hakan da

"Hihi bi dakka hocam gidip bi Hagi ye sorayım hihi" der. Hagi ye gidip

"Hagi senin ananın babanın oğlu ama kardeşin deil,Kim bu?" der Hagi de

"benim tabiki" der. Bunun üzerine Hakan şükür Fatih hocaya döner ve "Hagiymiş hocam" der..

Fatih terimde"Saçmalama oglum ne hagi si.. Zidane" der..





Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti.. Gazetesine,iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto muhabiri çemberleri aşamayınca


"Yol verin.. Yol verin.. Ben kaza kurbanının oğluyum" diye bağırmağa başladı. Kenara çekilip yol verdiler.. Foto muhabiri yaklaştı.

Arabanın önünde bir eşek yatıyordu. :-))))




Adamın biri bir gün yolda giderken bir dilenciye rastlar. Dilenciye bir para verir ve al bununla bir sigara alırsın der. Dilenci "beyim ben hiç sigara içmem" der. Bunun üzerine adam o zaman bir bira içersin der. Dilenci "ben ağzıma içki koymam" der. Sen de o zaman bir altılı oynarsın. Dilenci "beyim ben hiç kumarda oynamam" deyince adam o zaman al bu parayı ve bizim eve gel der. Dilenci neden olduğunu sorar. Adam "Karım seni bir görsün içki ve sigara içmeyen, kumar oynamayan bir adamın hali ne oluyor."





Ünlü güftekâr ve tamburî Osman Nihat Beyefendi çapkınlığı ile pek meşhurmuş. Ankara'da bulunduğu sıralarda güzel bir günde Kızılay'a doğru yürümekte iken hemen önü sıra da çok güzel endâmlı, alımlı, çalımlı bir bayan yürüyormuş. Osman Nihat Bey kadına biraz yaklaşarak başlamış dil dökmeye:
- Aman Ya Rabbi! Ne güzel endamınız var! Şu belin inceliğine bakın. Ya saçların omuzlara dökülüşü. Kadın omuzunun üzerinden arkasına söyle bir bakıp, kafasını çevirmiş ve de sinirli sinirli yoluna devam etmiş. Fakat Osman Nihat Bey kadının peşini bırakmamış ve dil dökmeye devam etmiş:
- Bacaklarınızın güzelliği, keklik gibi sekisiniz ne de hoş... Sizinle birlikte olmak her halde hayata bedeldir..." Ve daha neler ne dil dökmeler. .. Tam bu sırada Kızılay Meydanı' na yaklaşmışlar. Dört yol ağzına ve polisin olduğu yere geldiklerinde kadın bütün sinirli haliyle Osman Nihat Bey'e dönerek:
-Şimdi polise veririm! Deyince: Osman Nihat, masumane bir tavır takınıp, ses tonunu yumuşatarak
- Aman hanımefendi, ben bir saattir yalvarıyorum. Niye polise?

_________________
avatar
Admin
Admin
Admin

Erkek
Mesaj Sayısı : 777
Yaş : 37
Kayıt tarihi : 30/06/07

Kullanıcı profilini gör http://www.elaziz.the-up.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

üç devlet başkanı

Mesaj  yelda Bir Ptsi Tem. 02, 2007 3:04 pm

üç devlet baskanı
günün birinde a.b.d baskanı bush,pakıstan baskanı müşerref ve hindistan baskanı bir toplantı için uçakla seyahat edıyorlarmıs.uçak bilinmeyen bir nedenden dolayı düsecekmiş.kaptan pilot herkese ucaktan atlamaları gerektıgını soyleyıp parasutlerini vermıs.herkes atlamıs.bu üç baskan aynı yere inmişler.orada bir bağ evi varmıs.gidip kapıyı calmıslar.ev sahıbıne olayı anlatmıslar.o da ev de benımle beraber iki kişinin daha yeri var kalan bir kişi de ahırda yatabilir demiş.müşerref -ben yatarım demiş.gitmiş ahıra bakmış bi domuz var içerde.iki dakka sonra geri gelip,-arkadaslar islam dinine gore domuz haram ben yatamam orda.demiş.hindistan baskanı gitmiş.o da iki dakka sonra gelmiş,-ya ahırda inek var.bizim inançlarımıza gore inek kutsal ben de yatamam.demiş.bush,-ne yapalım,demiş,-iş başa düştü deyip ogitmiş ahırda yatmaya.iki dakka sonra:o da ne.inekle domuz gelmişler ve demişler:-kusura bakmayın ama böyle bir .erefsizin yanında nasıl yatarız
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

herkesi tanıyan kadın

Mesaj  yelda Bir Ptsi Tem. 02, 2007 3:05 pm

Herkesi Tanıyan Kadın
Bir mahkeme salonu düsünün... Bir davada tanIklIk etmesi için kürsüye yaslI bir teyzeyi çagırırlar.. KadIn yerine oturur ve davalInIn avukatı kadına yaklasır...
- "Bayan Jones.. Beni tanıyor musunuz?" Yaslı teyze cevap verir:
- "Ah evet Bay WiLLiams sizi çocukLugunuzdan beri tanıyorum.. siz taa o zamanLar bile aileniz için tam bir bas beLasıydınız.. sürekLi yalan söyLüyorsunuz, karınızı komsunuzla aldatıyorsunuz, en yakınım dediginiz insanLarIn arkasIndan konusuyorsunuz, 2 dolar fazla kazanmak için herkesi satarsınız..."
DavaLInIn avukatI basta oLmak üzere bütün saLon sok oLur.. Adam ne yapacagını biLemez bir halde kadIna tekrar sorar:
- "Peki Bayan WiLLiams, ya karşI tarafIn avukatInI tanıyor musunuz?" Kadın yine cevapLar:
- "Elbette tanıyorum.. çocuklugunda ona dadilik yapmıstIm.. Tembel, ödLek ve alkolik adamın tekidir.. etrafInda bir tek dostu yoktur ve herkes onun hala geceleri altına kaçırdıgını söylüyor.."
Yine herkes sokta.. bütün salonu bir gürültü kaplar.. hakim kürsüye tak tak tak vurup herkesi susturur ve her iki tarafın avukatını da kürsüye çagırır.. Ve ikisine de egilmelerini söylerek kulaklarına sunu fIsILdar...
- "Eger bu kadIna beni tanIyIp tanımadıgını sorarsanız ikinizi de harcarım.
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

sarışın ve avukat

Mesaj  yelda Bir Ptsi Tem. 02, 2007 3:06 pm

New York`tan Los Angeles`e giden ucakta cingoz bir avukat ile sarisin aptal
gorunuslu bir hanim yanyana oturuyorlar. Avukat hem hanimla yakinlasmak hem de hosca vakit gecirmek icin bir oyun teklif ediyor. Kabul gorunce oyunu anlatiyor: -Size bir soru soracagim, cevabi bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz,
sonra siz soracaksiniz bilemezsem ben size 50 dolar verecegim.
Ve ilk soruyu soruyor:
-Ay ile dunya arasindaki uzaklik ne kadardir?
Kadin tek soz soylemeden cantasindan 5 dolar cikarip adama uzatmis. Soru sorma sirasi sarisina gelmis:
-Tepeye 3 ayakla tirmanip 4 ayakla asagi inen sey nedir?
Adam dakikalarca dusunmus... Yaniti bulamamis... Cuzdanindan 50 dolar
cikarip kadina uzatmis. Kadin parayi kibarca alip cantasina koyarken avukat
merakla sormus:
-Cevap ne?
Kadin tek kelime etmeden cantasini acmis ve 5 dolar cikarip adama uzatmis.
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Salı Tem. 10, 2007 3:03 pm

Başım belada
Siyasal gerginliğin dşında iki toplumun insanlarının arasındaki sosyo-kültürel farklılığın da büyük boyutlara ulastığı bir dönem de, bir Türk gurbetçisinin evi:
Küçük oğlan, akşam üstü okuldan gelmiş... Kapıdan girer girmez: 'Anne!' diye seslenmiş, 'ben Alman oldum!' Annesi:'O nasil söz? Sakın bir daha tekrarlama...' 'Anne ben Alman oldum. Bugün sınıfta karar verdik. Ben Almanım artık... 'Annesi 'sus' bakayım diye tiz perdeden bağırırken,babası da içerden duyup kosmuş. Bir tokat, bir tokat daha... Çocuk bir yandan yediği dayaktan korunmaya çalışırken, bir yandan da konuşmasını sürdürüyormuş: 'Şu dünyanin işine bakın! Alman oldum. Yarım saat sonra Türklerle başım derde girdi!...'
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Salı Tem. 10, 2007 3:05 pm

Mantıklı Karar
Güneydoğu'da 15 yıl süren çatışmalı ortam; doğrusuyla, düzmecesiyle, abartısıyla binlerce hikayeye kaynaklık etmiştir. İşte bu binlerce hikayeden biri de şöyle rivayet edilir.
Bir TV kanalında bir PKK itirafçısı geçmişini anlatmaktadır. Muhabir: 'Anlat bakalım, yasadışı-bölücü-terör örgütü ile nasıl tanıştın?' İtirafçı başlar anlatmaya: ' Bir gece pekakalılar bizim köye gelmiştir. Duymuşuzdur. Birden kapı vurulmuştur: taak taak takk.. Açmışız biz de. Bakmışım ki anarşitler. Bana demiştir ki; bize yemek vereceksin, ekmek,su vereceksin, yardım edeceksen yataklık edeceksen yani ha! Yook demişim, olmaz demişim, siz hayınsınız, anarşitsiniz, bölücüsünüz, size ekmek su yok.. O zamaan anayı vururuk demişlerdir. Yine benden yardım yok... Anayı vurmuşlardır. Sonra gene gelmişlerdir anarşitler, demişlerdir bize yardım edeceksin, ekmek, su... Demişim yok... Babayı da vurmuşlardır. Ertesi gün gene gelmişlerdir... Bize yardım, yoksa karıyı vururuk, yok demişim, karı da gitmiştir. Sonra çocuklar..... Herkes ölmüştür. Ben evde bir başıma düşünürem bir gece... Yine kapı çalmıştır... Takkk takkk takkk!. Açmışım kapıyı, onlar! Demişlerdir ki bize yardım edeceksin, ekmek su vereceksen...Ben demişim, size yardım yok,siz hayınsınız... Bana demişler ki; yoksa seni vururuk...! Biraz düşünmüşüm, bana mantıklı gelmiştir, kabul etmişim... İşte böyledir....
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Salı Tem. 10, 2007 3:08 pm

Ajan
Amerika ile eski SSCB arasindaki soguk savasin en hareketli yillari...

Amerika, Rusya'dan istihbarat almak icin oraya bir gizli ajan gondermeye karar veriyor. Ajan icin yuzlerce aday arasindan en iyi ozelliklere sahip bir tanesi seciliyor. Ajan yapilan tum testlerden mukemmel sonuclar aliyor, Ruscasi mukemmel, hatta yerel şiveleri dahi cok iyi derecede konusabiliyor, her turlu silahi basariyla kullanabiliyor, diplomatik yetenekleri olaganustu... Secilen ajan haftalar suren cok zorlu egitimlere tabi tutuluyor ve goreve hazirlaniyor. En sonunda gorev zamani geliyor ve ajan, Rus Hava sahasina gece gizlice giren kucuk bir ucaktan parasutle atlayarak gorevin oldugu sehire yakin koylerden birinin civarina birakiliyor. Yere basariyla ve sessizce inen ajan parasut ve yanindaki diger donanimi kamufle ediyor ve yaninda getirdigi yerel giysileri giyerek civar koye dogru yola cikiyor. Sabaha karsi havanin aydinlanmasiyla koye yaklasan ajan, tarlasina gitmek icin yola cikan bir koyluye rastliyor ve ona yanasarak yerel aksanla ve mukemmel bir rusca ile gidecegi sehre nasil vasita bulabilecegini soruyor. Koylü cevap veriyor: - Amerikali misin? şoka giren ve hayretler icinde kalan ajan cevap veriyor: - Onu da nereden cikardin? Koylunun cevabi: - Bizim buralarda pek zenciye rastlanmaz da!
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Salı Tem. 10, 2007 3:09 pm

Devlet Sırrı

İşsizdi, parasızdı, kalacak yeri, yiyecek ekmeği, iki satır muhabbet edebileceği bir arkadaşı da yoktu. Nerden geldiği bilinmez "Küçükistan Ceza Kanunu" diye bir kitap geçmişti eline bir gün onu okuyarak vakit geçiriyordu ki "Ülke başbakanına hakaret etmenin cezası altı ay" kitabı ve gözlerini kapattı. "Hem bütün hırsımı ondan alırım, hem bütün gazeteler, televizyonlar benden söz eder meşhur olurum, hemde altı ay ekmek elden su gölden yiyecek, yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm." diye düşündü. Ertesi gün mitinge gitti, Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı. - İnbe başbakan, inbe başbakan ! Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı, şahitler dinlendi, savunması alındı. Hakim kararı açıkladı. - Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar verilmiştir. Birden gözleri karardı ayakta sendeledi, sonra kendini toparladı, ve haykırdı : - İtiraz ediyorum hakim bey, Küçükistan Ceza Kanunu'nun şu maddesinin şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay, bir yanlışlık var bu işte ! Hakim acıyan gözlerle adama baktı ; - Haklısın oğlum, başbakana hakaret altı ay fakat devlet sırrını açığa vurmak yirmi sene.
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Salı Tem. 10, 2007 3:12 pm

Mezar Soyguncusu

Köyün birinde bir mezar soyguncusu varmış. cenaze gömüldükten bir gün sonra mezara bir gidilirmişki, mezar soyulmuş, bütün ziynet eşyaları çalınmış. köylü bu mezar soyguncusunu blirmiş bilmesinede bir türlü yakalayamazmış. gel zaman git zaman bu böyle sürüp giderken mezar soyguncusu ölüm döşeğine düşmüş ve oğlunu çağırarak; -Bak oğlum. Ben bu güne kadar sizin rızkınızı mezar soyarak çıkardım. Şimdi ölüp gidiyorum. Arkamdan tüm köylü bayram yapacak.Bir kişi bile 'Allah rahmet eylesin' demeyecek. 'ohbe öldü de kurtulduk' diyecekler, diye itirafta bulunmuş. Bu olay oğlanın çok gücüne gitmiş. Babasına; -Baba sana söz veriyorum herkes arkandan rahmet okuyacak demiş. Ve derken mezarcı ölmüş. Bütün köylü bayramda. Birkaç gün sonra köyde gene bir cenaze. Ama köylünün içi rahat. Cenaze tüm ziynetiyle beraber gömülmüş. Bir gün sonra mezarlığa gidildiğinde odane! Mezar gene soyulmuş ve eskisinden farklı olarak cenazenin kıçına koca bir kazık çakılmış. Köylüler bunu görünce; -Yahu Allah Rahmet eylesin A.. efendide mezar soyardı ama hiç olmadık kazık çakmazdı. demişler ŞİMDİKİ SİYASETÇİLERE DUYURULUR!
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Salı Tem. 10, 2007 3:16 pm

Dünya Türklerin Olacak

Dünyanın gelişmiş ülkeleri bir araya gelmişler. Bir gün, en son teknolojilerle üretilmiş bir bilgisayara bütün ülkelerle ilgili verileri yüklemişler ve sormuşlar: "Dünyanın sahibi kim olacak?" Bilgisayar uzun süre bilgileri değerlendirmiş ve büyük an gelmiş. Nefesler tutulmuş. Bilgisayar, sonucu yazıcıya göndermiş. Hakem heyeti sonucu ilan etmiş. "Türkiye" Herkes şaşırmış. Mutlaka bir yanlışlık olmuştur düşüncesiyle aynı soruyu bir kez daha sormuşlar Bilgisayar uzun süre çalıştıktan sonucu yazıcıya göndermiş. "Türkiye" Tüm dünya şoka girmiş. Birisinin aklına "niye?" diye sormak gelmiş. Herkes bu fikri beğenmiş ve bilgisayara sormuşlar. "Niye?" Bilgisayar sonucu yazıcıya hiç düşünmeden göndermiş. "Herkes bir gün uzaya çıkacak ve dünya Türklere kalacak"
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Ptsi Tem. 16, 2007 12:45 pm

247 Oy Eksikti

Ünlü diş hekimi sam ve eşi 50. evlilik yıldönümlerni kutluyorlardı. Sam birden eşine bir soru sordu: - "Sevgilim, bu elli yıl içinde beni hiç aldattın mı?" - "O da nerden çıktı?" diye sinirlendi eşi, "cevabı öğrenmek istemezsin herhalde" dedi. "İsterim" dedi Sam. "Lütfen anlat." - "Madem öğrenmek istiyorsun, evet, seni üç kez aldattım" diye cevap verdi eşi. "Kimlerdi bunlar?" diye sordu Sam. "İlki" diye anlatmaya başladı eşi "hani sen 30 yaşındaydın ve kendi kliniğni kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmıyordu. Sonra bir banka müdürü eve geldi; hiçbir şey sormadan tüm kağıtları imzaladı ve sen en modern aletlerle kliniğini açabildin..." - "Canım benim. Benim için kendini feda ettin demek. Benim sevgili karıcığım" dedi Sam. "Peki ikincisi?" - "Hani 50 yaşında kalp krizi geçirmiştin ya, kritik bir by-pass ameliyatı olman gerekıyordu, hiçbir doktor o cesareti gösteremiyordu. Her an ölebilirdin. Dr. Halery onca yoldan kalktı geldi, ameliyatını yaptı. Sen hayata döndün" dedi eşi. - "Ah benim sevgili karım. Hayatımı kurtarmak için kendini bir kez daha feda ettin, öyle mi? Peki üçüncü aldatışın?" - "Hatırlıyor musun, yıllar önce diş hekimleri odası başkanı olmak istemiştin de 247 oy eksikti...'

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Ptsi Tem. 16, 2007 12:50 pm

Bush ve Şöförü

George W. Bush şoförüyle bir kır gezisine çıkar. Arabayla giderken bir tavuğu ezerler. Meseleyi tavuğun sahibi olan çiftçiye kim anlatacak diye düşünürken Bush âlicenap bir tavırla şoförüne şöyle der:

"Bana bırak. Ben Dünya'nın en güçlü adamıyım. Çiftçi bana muhakkak anlayış gösterecektir." Bush çiftçinin evine girer ve bir dakika sonra da nefes nefese koşarak geri döner.
Göz morarmış, surat dagılmış haldedir. Şoförüne "Çabuk toz olalım burdan!" der.

Aksilik bu ya, arabayla daha 20 metre gitmeden bu defa da orada gezen bir domuzu ezerler. Bush korkulu gözlerle şoförüne bakar ve "Şimdi adama gidip söyleme sırası sende!" der.

Şoför çiftliğe gider. Bush da arabada bekler. 10 dakika, 20 dakika 30 dakika derken....Şoför bir saat sonra sarkı söyleyerek, gülerek, cepleri para dolu ve kolunda irice bir meyve sepeti ile geri gelir.

Bush şaşkın bir halde sorar: "Çiftçiye ne dedin ki bu kadar ikrama boğdu seni?" "Valla ben de anlamadım" der Şoför. "Ben ona sadece şöyle dedim:
Iyi günler. Ben George Bush'un şoförüyüm. Domuz öldü!

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir C.tesi Tem. 21, 2007 2:04 pm

DÜŞÜNCE SUÇU

Adamın birinin bir papağanı varmış.Papağan devamlı televizyon

seyrediyormuş.Adamda işten eve evden işe giden bir kişiymiş.Bir gün

adam papağanını kafesiyle birlikte balkona bırakmış ve işe gitmiş...

Bir saat sonra sokaktan polis aracı geçerken papağan bağırmaya

başlamış. KAHROLSUN PARALI EĞİTİM KAHROLSUN POLİS V.S.

Ekip aracı hemen durup sesin geldiği yere ateş etmeye başlamış.Ev

darmadağın olmuş.Eve gelen adam hayretler içinde bakakalmış.Neyse

diyerek evi yaptırmış. Ertesi gün aynı olay tekrarlayınca adam evi

gözlemeye başlamış.Ekip aracı karşıdan görününce başlamış papağan yine slogan atmaya tabi polis te ateş etmeye. Durumu gören ev sahibi papağanı alıp tavuk kümesine atmış.Papağan kümeste başlamış volta atmaya bunu gören tavuklar gülüyorlarmış.

Papağanın kafasıda atmış, tavuklara dönüp şöyle demiş...

-Ne gülüyonuz lan ben sizin gibi fahişelikten yatmıyorum.Düşünce suçundan yatıyorum...

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir C.tesi Tem. 21, 2007 2:06 pm

LENİN

Lenin ölüyor ve Tanri onu Cehenneme koyuyor. Ama bu Lenin
dururmu hiç, başlıyor cehennemde insanlari örgütlemeye.

- "Bakin, biz burada yanıyoruz, acı çekiyoruz, öbürleri
orada cennette rahatla bollukla yaşıyorlar olmaz böyle" diyor

ve cehennemde insanlar ayaklanmaya başlıyor. Melekler hemen gidiyorlar Tanriya; - "Tanrım Lenin cehennemi karıştırdı insanlar ayaklandı" diyorlar.

Tanrı da;
- "O zaman onu alın Cennete koyun" diyor.
Bu sefer de Lenin cennette basliyor konusmaya;
- "Bakın, biz burada bolluk içinde yaşarken cehennemde yoldaşlarımız acı çekiyor, yanıyor, buna izin vermeyelim" diyerek
orayı da karıştırıyor.

Melekler hemen gidiyorlar yine Tanrının huzuruna;
- "Tanrım" diyorlar, "Lenin orayı da karıştırdı insanlar cennette de ayaklandılar ne yapalım?"

Tanrı;
- "Getirin şu Lenin'i karşıma bakayım" diyor.
Melekler gidip getiriyorlar Lenin'i, Lenin giriyor Tanrı'nın
odasına, kapılar kapanıyor aradan 1saat geçiyor, 2 saat geçiyor, Lenin çıkmıyor odadan... Melekler iyice merak etmeye başlıyorlar...

Saatler sonra kapı açılıyor; Lenin çıkıyor içerden. Hemen
giriyorlar melekler içeri; - "Tanrım, ne oldu bu kadar ne konuştunuz?" diye soruyorlar.

Tanrı: - "Ssst! Tanrı yok, hepimiz kardeşiz!!!"

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir C.tesi Tem. 21, 2007 2:08 pm

İNGİLİZ,ALMAN,AMERİKALI DOKTOR

Bir Ingiliz doktor diyor ki :

Tip bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamin beynini aliriz ve baskasina koyariz ve onu alti haftada is arayacak hale getiririz.

Alman doktor diyor ki :
Bu hiç birsey diil; biz bir adamin beynini çikaririz ve baskasina koyariz ve onu dört haftada savasa hazir hale getiririz.


Amerikali doktor da diyor ki :
Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksastan bir beyinsizi aldik ve beyaz saraya koyduk. Simdi ülkenin yarisi is ariyor, yarisi da savasa hazirlaniyor.

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir C.tesi Tem. 21, 2007 2:13 pm

DUA

Amerika'da yasayan bir cocugun 100 dolara ihtiyacı olur. Bu 100 dolara sahip olabilmek icin günlerce, gecelerce dua eder. Sonunda ulasamayınca Tanrı'ya mektup yazmaya karar verir. Amerikan Posta Idaresi, üstünde yazılı adres olarak sadece "Tanrı, ABD" olan mektubu Bay Baskan'a vermeye karar verir. Baskan mektubu alınca cok hoslanır, cok duygulanır fakat 100 dolar yerine 5 dolar koyar. 5 doların kücük bir cocuk icin yeterli olacagını düsünür. Cocuk gercekten de 5 dolara sahip olmakla tatmin olur ve Tanrı'ya tesekkür mektubu yazmaya koyulur:
"Sevgili Tanrım, parayı yolladığın için tesekkürler. Ama mektubu Beyaz Saray üzerinden yollamıssın ve tabii her zamanki gibi oradaki i.ne de 95 dolarını kesip silah almıs olmalı. Bana 5 dolar ulastı. Yine de tesekkürler."

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Ptsi Ağus. 20, 2007 4:11 pm

Karne

Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir:
-"Getir bakayım şu karneyi!"
-"Al baba..."
Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf.
-"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!"
-"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..."

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Ptsi Ağus. 20, 2007 4:13 pm

Medeniyet
Gümrük kapısından bir İngiliz, bir Fransız, bir Türk geçmek için bekliyorlarmış. Gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. Önce İngiliz'in valizine bakmışlar. İçinden 7 adet don çıkmış. "Niye 7 tane?" diye İngiliz'e sormuşlar. O da "Haftanın yedi gün var. Hepsi için bir tane. Pazartesi, Salı, Çarşamba..." demiş. "Vay be! Helal olsun medeniyete, temizliğe bak adamlardaki." Sıra Fransız'ın valizine gelmiş. açmışlar bakmışlar 8 tane don. "7'yi anladık da niye 8?" diye sormuşlar. Fransız "Pazartesi, Salı, Çarşamba... Hergün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş. "Vay be! Adamlardaki temizliğe medeniyete bak!" demiş görevliler. Sıra Temel'e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don. "Vay be! Ne varsa bizim insanımızda var. Şu medeniyete, şu temizliğe bak!" Sormuşlar "Neden 12 adet?" Bizimki cevap vermiş "Ocak, Şubat, Mart,......"

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Ptsi Ağus. 20, 2007 4:14 pm

Komünist Bayrağı
Rus devlet başkanı Brejnev Amerika'yı ziyaret ettiğinde Ford'un davetlisi olarak Beyaz sarayda davet edilmişti. Ziyaretin ertesi sabahı Ford Brejnev'e geceyi nasıl geçirdiğini sordu: Çok iyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm.

- Yaa ne gördünüz?
- Beyaz sarayda komünist bayrağının dalgalandığını gördüm.

Brejnev'in bu cevabına Ford karşılık vermedi. Bir yıl sonra Ford'da Rusya'ya ziyarete gitti. Sabah olunca Brejnev ona nasıl uyuduğunu sordu. Ford: İyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm.

- Ne gördünüz?
- Kremlin'de komünist bayrağı dalgalanıyordu.

Brejnev pek memnun olmuştu. Ford devam etti:

- Ama bayrakta acaip yazılar vardı.
- Ne yazıyordu ne yazıyordu?
- Vallahi okuyamadım zira yazılar Çince idi

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Ptsi Ağus. 20, 2007 4:16 pm

Geçmiş Olsun
Atatürk, yurdumuzu ziyaret etmekte olan Yugoslav kralı Aleksandr ile İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda konuşurken konuk kral:

-Ekselans, biz Türkleri çok severiz. Sevgimiz o kadar çok ki, vaktiyle Birinci Cihan Harbi'nin sonunda Lloyd George Batı Anadolu'yu Yunanistan'a teklif etmeden evvel bize teklif etmişti. Fakat biz Yugoslavlar, Türkleri çok sevdiğimiz için Lloyd George'un bu önerisini kabul edip Anadolu seferine çıkmadık.

Atatürk, kralın bu sözlerine karşılık cevabı şu olur:

-Haşmetmeap, evvela bize karşı olan sevginize teşekkür ederiz. Sonra ise, büyük geçmiş olsun derim...

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Ptsi Ağus. 20, 2007 4:18 pm

Uğursuz Kadın
Cafer komadadır. Yanında ise karısı... Cafer'in gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya başlar:
"İlk işten kovulduğum zaman yanımda idin. İflas ettiğim gün oradaydın. Vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm. Trafik kazası geçirdiğimde hastanede hep başucumdaydın...
Karısı takdir edilmenin mutluluğunda tabi.
"Şimdi komadayım yine başucumdasın. Sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz karısın"

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Ptsi Ağus. 20, 2007 4:18 pm

Bush`un Pulu
Başkan Bush'un yeni talimatı:
- Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.
Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;
- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?
- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim..."

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir Ptsi Ağus. 20, 2007 4:19 pm

Kadeş Savaşı
Tarih dersinde öğretmen birini tahtaya kaldırmış ve sormuş:
-Oğlum Kadeş Savaşını kim yaptı?
Çocuk hemen yanıtlamış:
-Hocam vallahi billahi ben yapmadım.
Hoca sinirinden çıldıracak. O sinirle dışarıya çıkmış, koridorda Matematik öğretmenini görmüş ve durumu Matematik öğretmenine anlatmış:
-Hoca hanım bu öğrenciler beni çıldırtacak; Kadeş Savaşını kim yaptı diye soruyorum, vallahi billahi ben yapmadım diye yanıt veriyorlar, çıldıracağım...
-Hocam üzülmeyin çocuktur bunlar hem yaparlar hem de yapmadım derler... Tarihçinin sinirleri iyice tepesine çıkmış ve soluğu Müdür Beyin odasında almış.
-Müdür Bey bu nasıl bir okul, ne öğrencisinde hayır var, ne de öğretmeninde; öğrenciye Kadeş Savaşını kim yaptı diye soruyorum, ben yapmadım diyor, öğretmene durumu anlatıyorum, bunlar çocuktur hem yaparlar hem de yapmadım derler diyor, kafayı yiyeceğim.
Müdür Bey: Siz hiç kendinizi üzmeyin Hocam, bunda merak edilecek birşey yok, şimdi Bakanlığa bir yazı yazar ve Kadeş Savaşını kimin yaptığını sorarız... Tarih Öğretmeni aldığı yanıt ile oracığa yığılıp kalmış ve Müdürden bir hafta izin almış...
Bir hafta sonra Bakanlıktan bir yazı:
Bu yıl ödenek olmadığı için Kadeş Savaşı yapılamayacaktır. Bilginize...

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir C.tesi Ağus. 25, 2007 12:13 pm

Kuru Fasulye

Bir zamanlar kuru fasulyeye çılgınca düşkün bir adam varmış. Kuru fasulyeye bayılırmış, ama her zaman fasulyenin sonraki etkisi utandırıcı ve canlı bir tepki oluyormuş. Bir gün bir kıza rastlamış ve aşık olmuş. Evlenmeye karar vermişler fakat kız ancak kuru fasulye yemeği bırakırsan evlenmeyi kabul ederim diye şart koşmuş. Adamımızda büyük bir fedakarlık gösterip fasulyeyi bırakmış. Kısa bir süre sonra evlenmişler.
Bir kaç ay sonra, bir aksam adamımız işte iken telefonu çalmış. Arayan hanımı. Akşamleyin bir saat geç gelmesi için rica etmiş, adam kabul etmiş. İşten çıkan adam dışarıda bir saati doldurmak için gezinirken bir restoranttan gelen kuru fasulye
kokusuna yenik düşmüş. Sadece bir porsiyon yerim diye içeri girmiş fakat
hızını alamamış. Bir, iki, üç, beş, yedi derken 10 porsiyona tamamlayıp dışarı çıkmış. Fakat dışarı çıkar çıkmaz hemen gaz olayı başlamış.
Adamda koşturarak karşıdaki parka gitmiş ve bir güzel başlamış osurmaya. Fakat durmaya niyeti yok. Osurdukça osuruyor. En sonunda tamam demiş artık kalmadı. Saatte zaten doldu, artık eve geri dönebilirim.
Eve gelmiş, zile basmış, karısı kapıyı açıp kocasının kucağına atlamış. Kocacım sana bir sürprizim var fakat biraz bekle deyip bir mendil bulmuş ve kocasının gözlerini bağlamış. Ardından kocasının koluna girip onu yemek masasının başındaki sandalyeye oturtmuş. Gözündeki bağı tam açacakken telefon çalmış. Karısı gözünü açmaması için yemin ettirdikten sonra telefona cevap vermeye gitmiş.
Fakat bu arada adamımızın gaz olayı yine son haddine gelince bakmış karısı da hala telefonla konuşuyor adam ağırlığını bir poposunun üstüne vermiş ve koyvermis. Hem yüksek sesliymiş, hem de çürük yumurta kadar olgun. Hemen el yordamıyla pencereyi bulmuş, koşmuş pencereyi açmış, pantolonunu çıkartmış, donunu çıkartmış ve dışarıda donunu sallayarak havalandırmış. Pencereyi kapatarak gene el yordamıyla yerine dönmüş. Karısı konuşmaya devam. Ee demiş bizimki fırsattan tekrar istifade edelim. Bu sefer öbür polosunun üstüne ağırlığını vermiş ve tekrar koyvermis. Bu ödül bile kazanabilirmiş.Hemen tekrar el yordamıyla pencereyi bulmuş, koşmuş pencereyi açmış, pantolonunu indirmiş, donunu çıkartmış ve dışarıda donunu sallayarak havalandırmış. Pencereyi kapatmış ve yerine dönmüş. Kulağı içerdeki telefon konuşmasında,veda sözleri özgürlüğünün sona erdiğine işaret edene kadar bu duruma beş dakika kadar devam etmiş. Mutlu bir şekilde gülümsemiş masumca. Karısı döndüğünde, onu o kadar beklettiği için özür dilemiş. Gözünü açıp açmadığını sormuş ve kocası gözünü hiç açmadığına yemin etmiş. Bunun üzerine karısı, gözündeki bağı çözmüş ve bağırmış ...
- "İYİKİ DOĞDUN ALİ, HAPPY BİRTHDAY ALİ..."
Fakat bu sırada DOĞUM GÜNÜ PARTİSİ için hazırlanmış masanın etrafında oniki adet misafir ağızları bir karış açık oturmuş adama bakıyorlarmış..

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: birazda gülümseyelim

Mesaj  yelda Bir C.tesi Ağus. 25, 2007 12:20 pm

3 mektup

secim sonrasi yeni başbakan önceki başbakana gider ve tecrübesinden faydalanmak istediğini tavsiyelerine ihtiyaci oldugunu söyler bunun üzerine eski başbakan 3tane mektup yazar ve 1.mektubu ilk sıkıştiğinda
2.mektubu daha vavim bi durum olunca
3.mektubu içinden cikamadiği bi durumda acmasini söler yeni başkan kabul eder
mektuplari alip gider ülkede kisa süre sonra bi karisiklik olur ve başbakan 1. mektubu acar yazan sey = senden öncekileri kötüle bisure böyle idare eder ve yine bir buhran dönemi yaşar ve 2.mektubu acar yazan şey =çevrendekileri kötüle ... başbakan bunuda yapar ve bisure böle gider busefer içinden cikamayacagi bir sıkıntı yaşar ve ne yapacagini bilemez ve 3. mektubu acar ve yazan şey:D:D=3 MEKTUPTA SEN YAZ

_________________
avatar
yelda
Genel Moderatör
Genel Moderatör

Mesaj Sayısı : 2243
Nereden Katılıyor? : İstanbul Avrupa Yakası
Kayıt tarihi : 02/07/07

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

1 sayfadaki 3 sayfası 1, 2, 3  Sonraki

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz