ARAÇ YAKMA TALİMATINI APO MU VERDİ?..

Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

ARAÇ YAKMA TALİMATINI APO MU VERDİ?..

Mesaj tarafından nailamudi Bir Çarş. Ocak 16, 2008 12:36 pm

ARAÇ YAKMA TALİMATINI APO MU VERDİ?..

İran, Irak, Suriye ve Türkiye’nin yanı sıra, Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilen operasyonlar sonrasında köşeye sıkışan PKK’nın, son dönemde büyük kentlerde “araç yakma” eylemlerine yönelmesi ve ardından Diyarbakır’daki insanlık dışı katliamı gerçekleştirmesi!…

“İnsan hakları, kardeşlik, demokrasi” söylemlerinin ardından Diyarbakır’daki katliamı gerçekleştirdiği ortaya çıkan PKK’nın, “araç yakma” eylemlerinin talimatını kim veriyor?

PKK tarafından yaygınlaştırılmaya çalışılan ve her gün örgüt televizyonu aracılığıyla “toplam şu kadar araç yaktık” denilerek, insanların binbir güçlükle aldıkları, halen kredi borcu bulunan otomobilleri yakmakla övünecek kadar zavallı hale gelen PKK’lılara, örgüt tarihinde PKK’yı bu kadar “küçültecek” bir eylem tarzı emrini kim verdi?

İmralı Cezaevinden örgütü yönlendirmeye çalışan Abdullah Öcalan, Diyarbakır'daki saldırıyla ilgili olarak, kendisinin olayların dışında olduğunu öne sürmüştü.

Peki, ya araç yakmalar konusunda Abdullah Öcalan ne diyor? Bugüne kadar bu konuda basına yansımış tek bir açıklaması yok.

İnternette yaptığım taramada, Diyarbakır saldırısı sonrasında tüm gözlerin kendisine yöneldiğini gören Abdullah Öcalan, hemen zehir zemberek bir açıklama yaparak, saldırı ile ilgisinin olmadığını, zaten şiddete karşı olduğunu beyan ediyor, hatta PKK’nın şiddet eylemlerinin arkasındaki güçlerin Talabani ve Barzani olduğu yönünde ilginç bir yorumda da bulunuyordu.

Yine, Öcalan DTP'yi de, "Çok öfkeleniyorum, böyle eylemler yanlış diyorum. DTP'nin en büyük eksikliği burada. Çalışmıyorlar, anlatamıyorlar bu tehlikeyi. Halkla beraber barış için çalışılmalılar. Silahın çözüm olmadığını anlatmalılar" sözleriyle eleştirdi.

Açıklamaları Fırat Haber Ajansı'nda anında yer alan İmralı sakini Abdullah Öcalan, daha büyük katliamların önlenmesi için çaba sarf ettiğini iddia etmemiş miydi?

Öyleyse, herkesin merak ettiği bir soruyu Abdullah Öcalan’a yöneltmek istiyorum: Madem şiddetin önlenmesi için çaba gösteriyorsunuz, madem şiddete karşı olduğunuzu beyan ediyorsunuz, neden hala memurun, işçinin, emekçinin yıllarca dişinden tırnağından artırarak, belki de tek lüksü olarak kapısının önüne koyduğu, belki haftada bir kere kullandığı, ama onun varlığıyla mutlu olduğu, gözünden esirgediği, çoğu defa da ekmek teknesi olarak kullandığı, halen taksidini ödediği otomobilini, kamyonetini veyahut emekçinin, işçinin, köylünün, varoşların tek ulaşım aracı olan belediye otobüslerini yakanlar ve daha sonra da “PKK televizyonu Roj TV’den kahraman gibi gösterilenler hakkında tek bir açıklama yapmıyorsunuz?

Daha açıkçası, Diyarbakır’daki saldırı ile ilginizin olmadığını açıkladınız, ama araç yakmalar konusunda tek bir kelime söylemediniz? Eğer zavallılığın bir yansıması olarak nitelendirilen bu araç yakma talimatının arkasında siz yoksanız, kim veya kimler vardır? Bunu hemen kamuoyuna açıklamalısınız. Yoksa, yine Talabani, Barzani mi var diyeceksiniz?

Evet, Kürtler başta olmak üzere, dünya ve Türkiye kamuoyu, Diyarbakır saldırısının talimatını veren PKK yönetimini lanetliyor. Abdullah Öcalan kendini temize çıkarmak için hemen avukatlarını harekete geçiriyor ve “ben sorumlu değilim” diyor.

PKK’lılar “intihar” eylemi yapıyor… Abdullah Öcalan “ben yapmayın dedim” diyor.

PKK’lılar, “kendini yakıyor”… Abdullah Öcalan “yakmayın dedim” diyor.

PKK’lılar, “ormanları yakıyor”… Abdullah Öcalan, “yakmayın dedim” diyor.

PKK’lılar, “emekçilerin otomobillerini yakıyor”… Abdullah Öcalan “?..”

Son bir cümle… 17 Aralık ve 3 Ocak… PKK’nın tarihinin dönüm noktaları. Bu tarihler, PKK’nın, Türkiye’de ve dünyada yapayalnız bir terör örgütü olarak kaldığı tarihlerdir. Şimdi PKK’lıların önlerinde iki yol var: Ya terörü bırakacaklar, sorunların demokrasi içinde çözülmesine ortam sağlayacaklar ya da, marjinalleşerek, er ya da geç, ama mutlaka yok olacaklar. Terörist bir desperado teşkilatı olarak, tarihin çöplüğünde yerlerini alacaklar.

Nail Amudi
nailamudi@yahoo.com

nailamudi
Acemi Er
Acemi Er

Cinsiyet:ErkekAslanKaplan
Mesajlar : 4
Kayıt : 08 11 2007
Yaş : 46
Nereden Katılıyor? : istanbul
Hobileri : 333333
Meslek : arastirmaci yazar

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ARAÇ YAKMA TALİMATINI APO MU VERDİ?..

Mesaj tarafından KARAHAN Bir Paz Ocak 20, 2008 12:04 am

Elinize,yüreğinize sağlık.Araçları sınırötesi operasyonu protesto için kürtlerin kundakladığını ve yaktığını daha en başta tahmin etmiştim.Satılık medya ise bunu elinden geldiğince neron vs. gibi yakıştırmalarla örtbas etmeye çalıştı.Şu Türk ırkı kürtlerin yaptığının onda biri kadar ırkçılık yapsa(bilinçli bir şekilde buna çapulcu mhplileri katmıyorum çünkü mhp ümmetçidir),ümmet afyonundan sıyrılsa avrupa yüce Hun Attila döneminde olduğu gibi önümüzde tekrar it gibi diz çöker,72 milletten oluşan 2. yahudi devleti amerika ve siyon köpekleride kapımızda af dilenirler.

KARAHAN
Moderatör
Moderatör

Mesajlar : 841
Kayıt : 03 07 2007

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ARAÇ YAKMA TALİMATINI APO MU VERDİ?..

Mesaj tarafından Mustafa Kemal TÜRKOĞLU Bir Cuma Ocak 25, 2008 11:45 pm

Türkiye Cumhuriyeti'nin karşısındaki tehdit unsurlarını öncelikle iki gruba ayırabiliriz;

1) İç Tehditler

2) Dış Tehditler


1) İç Tehditler

1a) Daha bu topraklarda laikliğin esamesi bile okunmazken, mevzuatta şeyhülislam efendinin fetvası varken dahi 31 Mart ayaklanmasını gerçekleştirmiş, yobaz, bağnaz ve şeriatçı takımı. -ki bunlar 1950 den beri birçok defa siyasi iktidarı ellerine geçirmişler, bugün itibariyle de ülke yönetimini ellerinde tutmaktadırlar-

1b) Varlıklarının temel dayanağını Türk ve Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığının oluşturduğu iç düşman k..t lerdir. Bunlar siyasi iktidarı aleni olarak ele geçirememiş olsalarda görünüşte durum tam tersi olmakta, dinci iktidarın içerisindeki ümmetçiler ve kürt milliyetçileri sayesinde diledikleri pervasızlıkları göstermekte ayrıca iktidardan bağımsız olarak, salt propaganda amacı ile terör örgütüne aleni destek veren kişileri ulus vekili olarak o yüce meclis-i ali'ye sokabilmektedirler.

2) Dış Tehditler

2a) Türkiye'nin karşısındaki en büyük dış tehdit, 1947'deki Truman doktrini ile içimize sızmış ve ekonomik yardımlar ve bağışlarla, özel harp faaliyetleriyle, cia-mit bağlantılarıyla bizi kendisine bağlamış, küresel terörist Amerika'dır. Amerika, biraz önce bahsettiğimiz iç düşmanları bize karşı azdırmakta oldukça başarılıdır. Cemaat lideri Fethullah Gülen aracılığıyla Türkiye deki siyasi iktidarı kendi oyuncağı yapmış, adliye de, mülkiye de ve akla gelebilecek hemen her kamu görevinde birinci şartın, dinci, sıkmabaşçı olmak, bağımsızlık ve ulusal onur gibi kavramlardan uzak olmak olmasını sağlamıştır.

Ne yazık ki bugün devlet kadrolarında onbinlerce Fethullahçı bulunmakta ve bu insanlar Amerikan kültürel ve siyasi emperyalizmini, dini kullanarak topluma kanıksatmaktadırlar. Ayrıca Amerika kürtçülüğüde büyük destek vermekte ve bütün kürtleri Türkiye'ye karşı kışkırtmakta, pkk terör örgütüne gizli ve aleni destek vermektedir.

2b) Türkiyemizin karşısındaki ikinci dış tehdit yaklaşık 50 yıldır hemen her iktidarın; iktidarını devam ettirebilmek için bel bağladığı Avrupa Birliği hezeyanıdır. Türkiye ile hiçbir ortak tarihi, inancı, kültürü olmayan ve entegre olmamızın imkansız olduğu Avrupa Birliği'ne dar görüşlü siyasetçiler yüzünden elimizi kolumuzu kaptırmış olmamızdır.

Avrupa, görünüştr, Türkiye'nin modern ve laik devlet yapısına saygı duyuyor ve destekliyormuş gibi yapmakla beraber, varlığını bağımsızlık üzerine kurmuş Kemalist düşünceden rahatsız olmakta ve Türk halkına Kemal ATATÜRK'ü unutun demektedir.

Avrupa ülkeleride tıpkı Amerika gibi pkk terör örgütüne gizli ve aleni destek vermekte, mahkemelerinden öcalan lehine kararlar çıkartmakta ve Türk e karşı asırlardır olan hasmane tutumunu devam ettirmektedir.

Ancak Avrupa kürt meselesini bir adım daha ileri götürmüş ve bu konuda çözümün askeri yollardan değil ve fakat siyasi yollardan olması gerektiğini öngörmüş ve Türkiye deki Kürtlere birtakım haklar ve ayrıcalıklar tanınmasını Türkiye devletinin bir yükümlülüğü olarak belirtmiş ve kürt siyasi hareketinin bugün elde ettiği kazanımların altyapısını oluşturmuştur. Aslında bu konuda tarihsel düşman olan Avrupa'ya kızmak yerine bizi bu hallere getiren basiretsiz ve korkak politikacılara ve işbirilikçilere hesap sormak gerekmektedir..

Apo denen köpek başı bugün hala Miloseviç gibi hücresinde ölü bulunamıyorsa baş sebebi, Akp'dir ayrıca Avrupa'nın diline düşmemek için alınan yoğun güvenlik önlemleridir.
Bir gün, şu AB denen haçlıların şer birliğine olan katılım sevdası bittiğinde her şey çok farklı olacaktır. Apo gibi, Türk evlatlarının kanını akıtan ve vatansız teröristleri hala yaşatan işte bu demokratik(!) ve insan haklarına saygılı(!) olan Avrupa'nın ülkemiz üzerindeki gölgesidir.

Apo ve beraberinde , kimyasal atık görünümündeki bütün teröristlerin yok olacağı, cennet vatanımızda; aydınlık, temiz ve güzel günler dileğiyle.

Mustafa Kemal TÜRKOĞLU
Admin
Admin

Mesajlar : 251
Kayıt : 28 07 2007

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz